Türkiye'de afet ve acil durumlarda arama kurtarma ve yardım çalışmalarında sivil toplum kuruluşlarının (STK) rolü yeniden gündeme geldi. Özellikle 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, bazı cemaatlere bağlı dernek ve vakıfların arama kurtarma faaliyetlerindeki etkinliği tartışma yaratmıştı.
Depremin ardından bölgede Menzil cemaatine bağlı Nezir ve Beşir Dernekleri ile İHH, İsmailağa Cemaati, İlim Yayma Cemiyeti, Ensar Vakfı gibi yapılar sahada aktif rol almıştı. TÖB-SEN'in hazırladığı bir raporda, çadır kentlerinin cemaatlerin nüfuz alanına dönüştürüldüğü, yardımların bu vakıflarca dağıtıldığı ve eğitimdeki boşluğun cemaatlerce doldurulduğu iddiaları yer almıştı.
Ayrıca, depremde yetim kalan çocukların Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı görünen ancak işletmesi İsmailağa Cemaati'ne ait bir vakfa yatılı olarak verildiği de basına yansımıştı. Bu durum, cemaatlerin çocukların bakım ve eğitimindeki rolüne dair endişeleri artırmıştı.
Benzer şekilde, 2025 yılında çeşitli illerde çıkan orman yangınlarında da bazı cemaatlere mensup grupların söndürme çalışmalarına katıldığı ve yardım çadırları kurduğu görülmüştü. Bu olaylar, cemaatlerin afet yönetimi ve yardım süreçlerindeki yerini tekrar tartışmaya açtı.
Son olarak, AFAD tarafından 5 Mayıs'ta İstanbul'da düzenlenen akreditasyon programında, Beşir Derneği, Nezir Derneği, İsmailağa Camii ilim ve Hizmet Vakfı Beslenme Ekibi, Siyer Arama Kurtarma, Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Arama Kurtarma Ekibi, İHH, Hoca Ahmet Yesevi Derneği, Uluslararsı Kalkınma ve İşbirliği Derneği, Sadakataşı Derneği, Kevser Eğitim Vakfı ve İnsan ve Medeniyet Hareketi gibi cemaatlere bağlı kuruluşlara arma ve sertifikaları teslim edildi. Bu durum, iktidarın afet durumlarında bu tür kuruluşların önünü açmaya devam ettiği şeklinde yorumlandı.