İsrail Deniz Kuvvetleri'ne bağlı özel kuvvetler, 18 Mayıs 2026 sabahı Gazze'ye hareket eden uluslararası yardım filosundaki gemilere askeri müdahalede bulundu. Görüntülerde, silahlı İsrail askerlerinin gemilere çıkarak aktivistleri gözaltına aldığı tespit edildi. Gözaltına alınanların büyük bir İsrail donanma gemisine ve ardından Aşdod limanına nakledildiği bildirildi.
Müdahale, daha önce Mavi Marmara gemisiyle Gazze ablukasını yarmaya çalışan İHH'nin organize ettiği filonun ikinci seferi sırasında gerçekleşti. Filoda 53 gemi ve yaklaşık 500 katılımcı bulunuyor. Organizatörler misyonun barışçıl insani yardım olduğunu belirtirken, İsrail bu iddiayı reddetti. İsrail ordusundan operasyonun kapsamı veya ele geçirilen gemi sayısı hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Filonun bir parçası olarak Libya'dan Gazze'ye doğru yola çıkan 30 araçlık bir kara konvoyu da Cumartesi günü hareket etmişti. İsrail Dışişleri Bakanlığı, filoyu “provokasyon için provokasyon” olarak nitelendirdi ve organizatörlerin Hamas'a siyasi destek sağlamayı amaçladığını savundu. Bakanlık, filoda yer alan İHH'nin terör örgütü olarak tanımlandığını ekledi.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, Gazze'ye yönelik deniz ablukasının yasal olduğunu savunarak, “İsrail, Gazze'deki yasal deniz ablukasının ihlal edilmesine izin vermeyecektir” açıklamasını yaptı. Bakanlık, Ekim 2025'ten bu yana Gazze'ye 1 milyon 580 bin ton insani yardım ve binlerce ton tıbbi malzeme girişi sağlandığını belirtti ve filo katılımcılarına rotalarını değiştirmeleri çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2025 yılında ABD öncülüğünde hazırlanan ve İsrail'in Gazze üzerindeki kontrolünü belirli bir çerçeveye oturtan 2803 sayılı kararı kabul etti. Bu karar, bazı uluslararası hukuk uzmanları tarafından İsrail'in işgalini meşrulaştırdığı gerekçesiyle eleştirildi. Buna karşılık BM Genel Kurulu, Haziran 2025'te İsrail'in ablukayı derhal sonlandırmasını talep eden bir karar aldı.
Uluslararası Adalet Divanı, Ekim 2025'te yayınladığı danışma görüşünde, İsrail'in Gazze'de işgalci güç olduğunu yineledi ve insani yardımı engellemesinin uluslararası hukuku ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, İsrail'in abluka uygularken sivillerin temel ihtiyaçlarını karşılamasını engellediğini ve açlığı bir savaş yöntemi olarak kullanma yasağını ihlal ettiğini belirtti.