14 Mayıs 1948'de, Birleşmiş Milletler Filistin Özel Komitesi'nin (UNSCOP) sunduğu plan, 33 ülkenin oyuyla kabul edildi. Bu karar, Filistin topraklarını ikiye bölen ve bölgede uzun süredir devam eden kaosa çözüm getirmeyi amaçlıyordu.
Planın kabulüyle birlikte diplomatik girişimler yerini silahlı çatışmalara bıraktı. İngiltere, denetimindeki topraklardan çekilme kararı alarak bölgedeki sorumluluğunu sonlandırdı. Bu süreçte, Yahudi yerleşimcilere karşı direniş gösteren Filistinli gruplar, İngilizlere karşı verdikleri mücadelede askeri kapasitelerinin büyük bölümünü yitirmişlerdi. Bu durum, iyi organize olmuş Yahudi askeri birlikleri karşısında dezavantajlı duruma düşmelerine neden oldu.
Bölgedeki gelişmeler, komşu Arap devletlerinin de dikkatini çekti. Ancak, uluslararası güçlerin ilgisini çekme çabaları yeterli olmadı. İngiliz mandasının sona ermesiyle birlikte, Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulması Arap devletleri tarafından kabul görmedi.
Filistin'deki Arap halkının çağrısına yanıt veren Arap devletleri, İsrail'e savaş açtı. Ürdün, Mısır, Suriye ve Lübnan orduları, İsrail birliklerini kuşatmayı hedefledi. Ancak, Arap ordularının ilk günlerdeki ilerlemelerine rağmen İsrail kuvvetlerinin direnci ve motivasyon farkı, savaşın seyrini değiştirdi. Kudüs'ün batısı İsrail, doğusu ise Ürdün kontrolüne geçti. Güneyde Mısır birlikleri kuşatılırken, kuzeyden gelen Suriye ve Lübnan orduları geri püskürtüldü.
Savaş, imzalanan ateşkes anlaşmalarıyla sona erdi. Bu süreçte İsrail, topraklarının yüz ölçümünü artırarak en kazançlı çıkan taraf oldu. Ardından Mısır ve Ürdün toprak kazançları sağladı.