Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu'daki gerilimin artması ve önemli ticaret yollarının kapanması nedeniyle büyük bir tedarik kriziyle karşı karşıya kalma tehlikesiyle yüzleşiyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatması ve enerji altyapısına yönelik saldırıları, bölgedeki günlük yaklaşık 14 milyon varillik petrol arzını olumsuz etkiledi.
Reuters'ın aktardığı bilgilere göre, ham petrol arzının yeniden sağlanabileceği ancak rafine ürünler açısından yılın geri kalanındaki açığın kapatılmasının zor olacağı belirtiliyor. Sektördeki rafinerilerin, krizin çözüleceği umuduyla alımlarını ertelediği ifade edildi. Ancak, fiziksel varillere ihtiyaç duyulduğu ve piyasada ürün bulunamadığı an asıl kırılma noktasının yaşanacağı öngörülüyor.
Çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması sonrası varil başına 126 dolara kadar yükselen petrol fiyatları, daha sonra 95 dolar seviyelerine gerilese de, kriz öncesine göre yüzde 30'un üzerinde yüksek seyrini sürdürüyor. Küresel stokların eritildiği ve bu durumun sonsuza kadar devam edemeyeceği vurgulanıyor. Çin'in ithalat kısıntısına da devam edemeyeceği belirtilirken, bu varillere yeniden ihtiyaç duyulduğunda fiyatların daha da artacağı öngörülüyor.
Petrolün 90 dolar seviyelerinde seyrettiği mevcut durumda küresel bir talep yıkımının gerçekleşmesinin pek olası görülmediği aktarıldı. Ancak, petrol fiyatlarının 110 dolar civarında olduğu dönemde, kriz nedeniyle günlük 4 ila 5 milyon varillik bir talep kaybı yaşandığı ve bunun ağırlıklı olarak Asya ve Afrika pazarlarında görüldüğü belirtildi. Avrupa ve ABD'de etkilerin daha gecikmeli hissedildiği, ABD'deki talep düşüşünün ise sınırlı kaldığı ifade edildi.
ABD'nin iç piyasasını korumak amacıyla ham petrol veya akaryakıt ihracatına yasak getirme ihtimalinin düşük olduğu, zira böyle bir kararın küresel fiyatlar üzerindeki etkisinin hızla ABD iç piyasasını olumsuz etkileyeceği değerlendiriliyor.