Singapur'da düzenlenen Shangri-La Diyaloğu'nda, Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik durumu ele alındı. Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) tarafından 2002 yılından bu yana her yıl düzenlenen konferansa, dünyanın dört bir yanından savunma bakanları, askeri yetkililer ve güvenlik uzmanları katıldı.
Konferansın öne çıkan başlıklarından biri, bölgedeki güvenlik durumunun kötüleştiği yönündeki tespitler oldu. Singapur Başbakanı Lawrence Wong, değişen dünyada daha fazla volatilite yaşanacağı uyarısında bulundu. Son dönemde Hindistan ve Pakistan arasında kısa bir savaş yaşanması, Tayland ve Kamboçya arasındaki çatışmanın sona ermesi, Pakistan ve Afganistan arasındaki gerilimin artması ve Myanmar'daki iç savaşın devam etmesi gibi gelişmeler bölgedeki istikrarsızlığı gözler önüne serdi. Güney Çin Denizi'ndeki tansiyonun sık sık yükselmesi ve Tayvan'ın durumu da bölgenin güvenlik sorunlarının odak noktası olmaya devam ettiğini gösteriyor.
ABD ve Çin arasındaki artan rekabet, tartışmaların ana gündem maddesi oldu. Çin'in hızla büyüyen askeri gücünün Asya-Pasifik'teki güç dengesini değiştirdiği belirtildi. IISS Kıdemli Üyesi E.A.L., bölge ülkelerinin bu kötüleşen güvenlik ortamından kaçamayacağını ifade etti.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Vietnam Devlet Başkanı ve Genel Sekreteri To Lam, devletler arasındaki rekabetin doğal olduğunu ancak sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Lam, sürdürülebilir bir bölgesel düzenin sürekli korku ve güvensizlik üzerine inşa edilemeyeceğini belirtti. Ayrıca, kalkınma ve güvenliğin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyledi.
Avustralya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Richard Marles da güvenlik ve kalkınmanın ayrılmaz bir bütün olduğunu dile getirdi. Refahın ve insan gelişiminin istikrar ve barışa katkı sağladığını, bu unsurların sorgulandığı yerlerde ise volatilite ve istikrarsızlığın arttığını belirtti.
Bölgesel güvenlikteki kötüleşmeye karşın, Shangri-La Diyaloğu'ndaki temel tepkinin kalkınmadan çok silahlanma olduğu gözlemlendi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne (SIPRI) göre, Asya-Pasifik'te askeri harcamalar 2025 yılında %8,1 artarak 681 milyar dolara ulaştı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD'nin savunmaya 1,5 trilyon dolar harcayacağını ve Asya'daki tüm müttefiklerini kendi güvenliklerine daha fazla yatırım yapmaya çağırdığını açıkladı. Hegseth, bölgenin güvenliğinin orantısız bir şekilde Amerikan askeri gücüne dayandığını ve birçok müttefikin kendi savunma yeteneklerini zayıflattığını ifade etti.
Hegseth, Güney Kore, Filipinler, Avustralya, Singapur, Malezya, Tayland, Vietnam ve Hindistan'ı, barışın ancak güçle güvence altına alınabileceğini anladıkları için övdü. Almanya Savunma Bakanlığı Müsteşarı N.H., bölgenin Avrupa ile benzer zorluklarla karşı karşıya olduğunu ve yeterli kapasite eksikliği bulunduğunu söyledi. Hilmer, Almanya'nın Bundeswehr'e (Alman Federal Silahlı Kuvvetleri) ihtiyacı olan parayı aldığını ve en önemli görevin doğru silahlanmayı doğru zamanda ve doğru miktarda tedarik etmek olduğunu belirtti.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi Başkanı M.S., silah üretiminin silahların kullanımına yol açacağı ve bunun insan ve maddi kayıplara neden olacağı konusunda endişelerini dile getirdi. Spoljaric, savunma bütçelemesi yapılırken savaşın insani boyutunun baştan dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Bu yılki konuşmasında Hegseth, Tayvan'dan hiç bahsetmedi. Çin Halk Cumhuriyeti'nin kendi kontrolündeki özerk bölge olarak gördüğü Tayvan'ın durumu, bölgedeki güvenlik endişelerinin merkezinde yer almaya devam ediyor.