Amerika Birleşik Devletleri'nde ölüm cezası uygulamaları, son dönemde yaşanan olaylarla birlikte yeniden alevlendi. Özellikle Christa Pike'ın başarısızlıkla sonuçlanan infaz denemesi, idam cezasının geleceği hakkındaki tartışmaları derinleştirdi.
50 yaşındaki Christa Pike'ın infazı sırasında, ölümcül olduğu bilinen pentobarbital ilacının damar yoluna verilmesi bir saatten uzun sürdü. Bu süreçte Pike, infaz ekibine damarlarını bulmaları konusunda yardımcı olmaya çalıştı. Avukatı Randy Spivey'nin tanıklık ettiği olayda, Pike'ın işbirliğine rağmen ilacın Pike'ın kan dolaşımına girmediği, muhtemelen kol dokusuna yayıldığı belirtildi.
1995 yılında, 18 yaşındayken sınıf arkadaşı Colleen Slemmer'ı öldürmekten idama mahkum edilen Pike, ölümcül iğne infazından sağ kurtulan tek kişi olarak tarihe geçti. Salı günü hastanede bilincini geri kazanan Pike'ın konuşabildiği ve yürüyebildiği avukatları tarafından açıklandı. Spivey, tanık olduğu olayın dehşet verici olduğunu ve bir daha asla yaşanmaması gerektiğini belirtti.
Pike'ın infaz denemesinden sağ kurtulması ve hastanede tedavi görmesi, ABD'de idam cezasına karşı mücadele veren gruplar arasında büyük yankı uyandırdı. Ölüm Cezasına Son Kampanyası'nın (US Campaign to End the Death Penalty) icra direktörü Laura Porter, bu tür olayların idam cezasının kusurlarına dikkat çektiğini ve büyük bir etki yarattığını söyledi. Porter, son yıllarda idam cezası infaz sayılarında yaşanan düşüşe rağmen, Christa Pike vakası gibi olayların kamuoyunun sistemin kusurlarına dair anlayışını artırdığını ifade etti.
Ölüm cezası uygulamalarının azalma eğiliminde olduğu yönündeki beklentilere rağmen, son yıllarda infaz sayılarında bir artış gözlemlendi. Özellikle eski başkan Donald Trump'ın göreve gelmesiyle birlikte federal düzeyde infazlar yoğunlaştı. Trump yönetimi, göreve geldiği dönemde 13 federal idam mahkumunu infaz ettirdi. Trump'ın tekrar göreve gelmesiyle birlikte idam cezasının caydırıcı bir araç olduğu yönündeki söylemleri ve bu yöndeki adımları, tartışmaları daha da alevlendirdi.