Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CNN Türk'te katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Şimşek, küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkilerine değinerek, özellikle ABD/İsrail-İran Savaşı'nın arz şoklarına yol açtığını belirtti.
Küresel büyümenin olumsuz etkilendiğini ve finansal koşulların sıkılaştığını ifade eden Bakan Şimşek, enflasyon beklentilerinin yükselmesinin küresel faizleri etkilediğini ve bunun da büyümeyi olumsuz etkilediğini söyledi. Ayrıca, petrol, doğalgaz ve türevlerini ithal eden ülkeler gibi Türkiye'nin de dış dengesinde bozulma yaşandığını ve daha fazla dış kaynağa ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Şimşek, bu küresel şokun öngörülenden daha uzun sürdüğünü ve geçmişteki şoklardan daha büyük etkilere sahip olduğunu dile getirdi. Günlük 20 milyon varil petrol üretiminin etkilendiğini, geçmişteki en büyük şokun ise 4,5 milyon varil olduğunu belirterek, durumun ciddiyetine işaret etti.
Türkiye'deki enflasyon gelişmelerine ilişkin olarak Bakan Şimşek, dış şok yaşanmasaydı bu yıl enflasyonun yüzde 20'nin altında veya biraz üstünde gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu ifade etti. Savaşın doğrudan ve dolaylı etkileriyle, piyasaların yılın tamamı için fiyatladığı petrol seviyesi dikkate alındığında, en az 5 puanlık ilave enflasyonist baskı oluştuğunu belirtti. Başlangıçta yüzde 21 olması beklenen enflasyonun bu baskı ile yüzde 26'ya yükselebileceğini, Merkez Bankası'nın da değerlendirmelerinin bu yönde olduğunu söyledi. Bu süreç uzadıkça etkilerin daha yoğun hissedilebileceğini kaydeden Şimşek, tüm senaryoların ilk günden değerlendirildiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile paylaşıldığını aktardı.
Şimşek, son 3 ayda varil fiyatlarının 118 dolara ulaştığını anımsatarak, bu tür şokları programda öngörmenin ve fiyatlamanın mümkün olmadığını vurguladı. Kendisinin bahane arayışında olmadığını belirten Şimşek, enflasyon hedeflerine ulaşılamadığında yapısal konuların da rol oynadığını, ancak bunlara sığınmayacağını ifade etti. Savaşın önemli ve yönetilebilir bir şok olduğunu ve yönetildiğini sözlerine ekledi.
Orta Vadeli Program'ın (OVP) başlangıç tasarımının ekstrem riskleri yönetmeye yönelik olduğunu hatırlatan Bakan Şimşek, önemli seçimler, büyük deprem ve EYT gibi gelişmelerin yanı sıra kur korumalı mevduat gerçeğiyle karşı karşıya olunduğunu belirtti. Bu ekosistemde önceliğin makro finansal istikrara verildiğini, ikinci yılda dezenflasyona başlanması, bütçe disiplininin tesisi ve cari dengenin yönetilebilir düzeylerde tutulmasının hedeflendiğini söyledi. En kritik bileşenin tamponların inşa edilmesi, yani rezerv biriktirilmesi olduğunu vurguladı. Zor bir coğrafyada yaşandığı için dış gelişmeleri belirlemenin mümkün olmadığını, bu nedenle şoklara karşı bünyeyi güçlendirme stratejisi izlendiğini belirtti. Şimşek, şu anda yaklaşık 160 milyar dolar rezerv bulunduğunu ve bu seviyelerin şokun etkisinin önemli ölçüde yaşandığı bu dönemde değerli ve yeterli olduğunu kaydetti.