Dünyanın farklı bölgelerinde son 24 saat içerisinde meydana gelen şiddetli sarsıntılar, küresel çapta sismik hareketliliğin arttığına dair endişeleri beraberinde getirdi. ABD'nin Kuzey California bölgesinde kaydedilen 5,6 büyüklüğündeki depremin ardından, Japonya'nın kuzey kıyıları 7,2 büyüklüğünde bir sarsıntıyla sarsıldı. Son olarak Venezuela'da yaşanan art arda iki güçlü deprem, bölgede ciddi can kayıplarına ve yapısal hasarlara yol açtı.
Farklı kıtalarda eş zamanlı gerçekleşen bu sarsıntılar, sosyal mecralarda depremlerin birbirini tetiklediği veya yapay yöntemlerle gerçekleştirildiği yönünde spekülasyonların yayılmasına neden oldu. Söz konusu iddialara yönelik olarak ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) tarafından bilimsel bir açıklama yapıldı.
USGS Deprem Tehlikeleri Programı Koordinatör Yardımcısı William Barnhart, yaşanan olayların bir zincirleme tepkime olmadığını belirtti. Sarsıntıların ortak noktasının, yüksek sismik risk barındıran tektonik levha sınırlarında gerçekleşmesi olduğunu ifade eden Barnhart, şu açıklamada bulundu:
"Dünyamızın kabuğunda her gün, her an yüzlerce deprem meydana geliyor. Ancak bunların çok büyük bir kısmı okyanus tabanlarında veya insanların yaşamadığı ıssız bölgelerde olduğu için fark edilmiyor. Dün ise insanların doğrudan hissettiği ve yoğun nüfuslu alanları etkileyen birkaç büyük depremin aynı güne denk gelmesi sıra dışı bir durumdur, ancak tamamen tesadüften ibarettir"
Akademik çevrelerden de benzer değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. California Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Martin Hudson, son 100 yıllık sismik kayıtların incelendiğini belirtti. Farklı levha sistemlerine sahip bu fay hatları arasında doğrudan bir tetikleyici bağın bulunmadığı vurgulandı. Uzmanlar, sismik döngülerin doğal bir parçası olan bu yoğunlukların komplo teorileri yerine, depreme dayanıklı kentleşme stratejilerine odaklanılması gerektiğini hatırlattı.