Ünlü İngiliz sanatçı David Hockney, 88 yaşında hayatını kaybetti. Hockney, sanat dünyasında geniş bir yelpazede eserler vermiş, resim, fotoğraf, iPad çizimleri, gravür ve vitray gibi farklı disiplinlerde çalışmış bir isimdi. Opera tasarımı gibi büyük ölçekli işlerden, mürekkep ve kalem gibi samimi çalışmalara kadar her alanda kendine yer buldu.
Yorkshire aksanıyla keskin görüşlerini dile getiren Hockney, 1960'larda sanat dünyasına adım attı ve yarım yüzyılı aşkın süre sonra bile sanat galerilerini doldurmayı başardı. 2018'de, yüzme havuzu temalı tablolarından biri müzayedede yaklaşık 70 milyon sterline satılarak yaşayan bir sanatçı için rekor kırdı. Ancak Hockney, eserlerine gösterilen bu ilgiden şaşkınlık duyduğunu belirtmişti. Sanatçı, tek bir kuralı takip ettiğini söylemişti: "Sevdiğin şeyleri resmet."
1937'de Bradford'da dünyaya gelen Hockney'nin babası K., vicdani retçiydi ve toplumsal adaletsizlikten, nükleer silahlardan ve sigara içmekten eşit derecede nefret ediyordu. Annesi L. ise ailenin güçlü iradeli ve dindar bir üyesiydi. Beş çocuklu bir ailenin parçası olan Hockney, savaş döneminde bombalamalar sırasında evin altında saklanırlardı.
Sanat eğitimine erken yaşta başlayan Hockney, Bradford Gramer Okulu'nda yalnızca sanat derslerine odaklandı. Sınav kağıtlarına, "Fen bilimlerinde iyi değilim ama çizebilirim" yazan Hockney, öğretmenlerinin gözdesiydi. Sanat okuluna başladığında 16 yaşındaydı ve günde 12 saatini atölyesinde çalışarak geçirdi. Askerlik hizmetini vicdani retçi olarak morgda beden yıkayarak tamamladı.
Londra'daki Kraliyet Sanat Akademisi'nde eğitimine devam eden Hockney, bu dönemde sanatçı arkadaşı R.B.K.'ın tavsiyesi üzerine sadece sevdiği şeyleri resmetmeye odaklandı. Bu dönemde siyaset, edebiyat ve kendi eşcinselliğini keşfetmekle ilgilendi. Hocası tarafından mezuniyet için gerekli olan tek makaleyi yazmadığı gerekçesiyle eleştirilse de, okul yönetimi geri adım atarak ona diplomasını ve altın madalyasını verdi.
1964'te, daha iyi ışık ve bronzlaşmış bedenler arayışıyla Los Angeles'a yerleşti. Şehre inerken vadilerde parıldayan yüzlerce yüzme havuzu gördü. Bu havuzlar ona bolluk, boş zaman ve cinsel özgürlük vaat ediyordu. Hockney, İngiliz yağlı boyalarından vazgeçerek parlak Kaliforniya akriliklerini kullanmaya başladı. Kendi deyimiyle "cennetini" bulduğu bu yerde, yüzme havuzları ve çıplak erkek bedenleri en bilinen temaları haline geldi.