Danıştay Tetkik Hakimi E. B., Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında verdiği ifadelerde, yargı içindeki örgütlenmeye dair önemli açıklamalarda bulundu. Savcılık sorgusunun ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan E. B., Fethullah Gülen'e bağlı kişilerle Sivas Selçuk Anadolu Lisesi'nde tanıştığını belirtti. Maddi durumu yetersiz olduğu için Sivas'ta devlet pansiyonunda kaldığını ve bu dönemde 'ışık evleri' olarak bilinen yerlere gitmeye başladığını anlattı.
Bu evlerde askeri okullara hazırlık ve yönlendirme yapıldığını ifade eden E. B., kendilerinden yaşça büyük üniversite öğrencilerinin 'abi' olarak hitap edildiği bu yerlerde ders çalıştıklarını ve bazen kaldıklarını dile getirdi. E. B., o dönem bu evlere gitmenin bir ayrıcalık olarak görüldüğünü ve kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Söz konusu evlerde Fethullah Gülen'in kitaplarının okunduğunu ve kasetlerinin dinlendiğini aktardı.
Akdeniz Ateşi hastalığı nedeniyle askeri lise sınavlarına giremediğini belirten E. B., Anadolu Lisesi'nden 2001'de mezun olduğunu ve ortaokul son sınıfa kadar 'ışık evleri'ne devam ettiğini söyledi. Sigara alışkanlığı nedeniyle ilgi görmediğini ve lise sonuna kadar bu evlere gitmediğini aktaran E. B., Sivas Anadolu Lisesi'nde Fethullah Gülen'e yakın öğrenci bulunmadığı için lise boyunca bu kişilerle irtibatının kesildiğini belirtti. 2001 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazanan E. B., ailevi nedenlerle Etimesgut'ta bulunan Yunus Emre pansiyonunda kalmaya başladığını, bu pansiyonun FETÖ'ye yakın kişilerce kurulup devam ettirildiğini ifade etti.
Üniversite sınavlarına hazırlanırken Sivas'ta burslu olarak devam ettiği Selçuk Fen Dershanesi'nin de FETÖ'ye yakın bir kurum olduğunu belirten E. B., Ankara Hukuk Fakültesi'ni kazandıktan sonra dershane öğretmenleri tarafından Ankara Etimesgut'ta yeni açılan Yunus Emre pansiyonuna yönlendirildiğini söyledi. Daha önce Ankara Beşevler'deki Saitbey yurduna gönderildiğini, buranın cemaatin toplama ve dağıtım yurdu olduğunu anladığını kaydetti. Saitbey yurdunda maddi durumunun sorulması üzerine ayda 70 lira ödeyebileceğini belirttiğini, bunun üzerine kendisini Etimesgut'taki Yunus Emre Pansiyonu'na yönlendirdiklerini anlattı. Ayrıca Abidinpaşa'daki Toprak Kale Yurdu ve ışık evlerini bildiğini de ekledi.
Saitbey Yurdu'nda ilk yıl farklı siyasi görüşlerden öğrencilerin bulunduğunu ve buranın bir toplanma yeri olduğunu dile getiren E. B., bir yıl sonra durum değerlendirmesi yapılarak öğrencilerin evlere gönderildiğini belirtti. Yurtta kaldığı bir yıl boyunca Ramazan ve kandil gibi özel günlerde ışık evlerine davet edildiklerini, bu evlerde Fethullah Gülen ve Said Nursi'nin anlatıldığını aktardı. O dönem Gazi Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği öğrencisi olan ve 'Murat abi' olarak bildiği bir kişinin kendilerini Sincan'daki bir eve götürdüğünü ve oradaki 'abi' olarak nitelendirilen kişilerin ders verdiğini söyledi.
'Abi' olarak bilinen bazı kişilerin sohbetlerde gerçek isimlerini kullanmadıklarını ve kendilerini farklı isimlerle tanıttıklarını gördüğünü ifade eden E. B., tanıdığı bu kişileri daha sonra yargı teşkilatında gördüğünü belirtti. İlk yıl kaldığı pansiyonda kantin işleten ve adını 'Durmuş' olarak duyduğu kişinin kardeşinin daha sonra hakimliğe geçtiğini öğrendiğini, gerçek adının 'Doğan' olduğunu öğrendiği bu kişiyle Ankara Vergi Mahkemesi'nde hakim olduğu dönemde karşılaştığını anlattı. Doğan'ın adli yargı adayı olduğunu ve eşinin Fatih Üniversitesi'nde hemşire olarak çalıştığını söylediğini aktardı.
2002 yılında, birinci sınıfın sonunda Sincan'daki Lale durağına yakın bir ışık evine geçtiğini belirten E. B., apartman dairesinde yaklaşık 6-7 kişiyle kaldıklarını ve 'ev imamı' olarak nitelendirilen kişilerin 'iaşe bedeli' adı altında para aldıklarını ifade etti. İmam olarak adlandırdığı kişinin kendileriyle aynı evde kalan ve bir iki yaş büyük üniversite öğrencisi olduğunu söyledi. Sincan'daki ışık evlerinde genellikle Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim ve Eğitim Fakülteleri öğrencilerinin kaldığını, 'imam' olarak nitelendirilen kişinin sabah namazına kaldırmaktan evin tüm idaresine kadar sorumlu olduğunu belirtti. Bu evlerde kimlerin kalacağına bölge imamlarının karar verdiğini sözlerine ekledi.