Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş'ın adı, son yerel seçimlerde elde ettiği yüksek oy oranı ve Anadolu'daki popülaritesi nedeniyle Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda gündemde yer alıyor. Yavaş'ı hedef alan siyasi girişimlerin ilk aşamasında soruşturmalar ve davalarla yıpratma çabalarının sonuçsuz kaldığı belirtiliyor.
Bu girişimlerin ardından ikinci aşamaya geçildiği ve Yavaş'ın yakın çevresindeki bazı belediye başkanları hakkında AK Parti'ye geçecekleri yönünde söylentiler çıkarıldığı ifade ediliyor. Bu durumun, Yavaş'ın parti içindeki konumunu zayıflatma amacı taşıdığı yorumları yapılıyor.
Son yerel seçimlerde CHP'nin Ankara'daki 25 ilçeden 16'sını kazanmasında Mansur Yavaş'ın etkisinin büyük olduğu biliniyor. Bu kazanımlarda rol oynayan belediye başkanlarından Keçiören Belediye Başkanı M.Ö.'ın AK Parti'ye geçmesi dikkat çekti. Ardından Haymana Belediye Başkanı L.K.'un da CHP'den istifa edeceği yönündeki söylentiler üzerine, Yavaş'ın konuyla ilgili açıklaması yer aldı. Yavaş, L.K.'un kendisine kesinlikle partiden ayrılmayacağını söylediğini ve fotoğraf çektirdiklerini belirtmişti. Ancak Koç, aynı gün İlçe Kaymakamı O.S. ile birlikte törene katılarak rozet taktı.
Gölbaşı Belediye Başkanı Y.O.'nın da AK Parti'ye geçmesiyle birlikte, Mansur Yavaş'a yakınlığı bilinen ve daha önce Yavaş'ın desteğiyle aday gösterilen üç başkanın daha partiden ayrılma hazırlığında olduğu öne sürülüyor. Ayrılan başkanların, hizmet almak gibi gerekçelerle bu kararı aldıklarını belirtmeleri dikkat çekiyor. Bu durumun, Mansur Yavaş'ın giderek yalnızlaştırıldığı algısını yaratma stratejisinin bir parçası olduğu değerlendiriliyor.
Öte yandan, AKUT Derneği'nin kurucularından Nasuh Mahruki'nin 17 Ağustos depreminin yıldönümünde cezaevinde olması ve bu durumun sivil toplumun gücü ve gönüllülük bilinci üzerindeki etkilerine dair bir mektup kaleme aldığı belirtiliyor. Mahruki'nin mektubunda, AKUT'un Türkiye'de sivil toplumun ve gönüllülüğün gelişmesindeki rolüne vurgu yaptığı ifade ediliyor.