İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıç dönemlerinde, Alman birliklerinin Kafkasya'daki enerji kaynaklarını hedef almasıyla başlayan süreç, bölgedeki siyasi dengeleri kökten değiştirmiştir. Stalingrad yenilgisinin ardından Nazi birliklerinin bölgeden çekilmesiyle birlikte, Sovyetler Birliği yönetimi yerel halka yönelik stratejik bir karar almıştır.
Sovyet lider Stalin tarafından alınan karar doğrultusunda, başta Çeçen ve İnguşlar olmak üzere bölge halkının sürgün edilmesi kararlaştırılmıştır. Bu süreçte Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti feshedilerek, yerine Grozni Oblastı kurulmuştur. Operasyon, Kızıl Ordu Günü kutlamalarının hemen öncesinde başlatılmıştır.
Sürgün operasyonu sırasında halka yalnızca 20 kilogramlık bagaj taşıma izni verilmiştir. Rusya Sosyalist Federatif Sovyetler Cumhuriyeti tarafından, geride bırakılan evlere, topraklara ve hayvanlara el konulmuştur. Hayvan vagonlarında gerçekleştirilen yolculuklar sırasında, halkın su ve gıdaya erişimi kısıtlanmıştır. Galanşoh Gölü'nün buz tutmuş sularında binlerce insanın yaşamını yitirdiği bilinmektedir.
Sürgün edilen topluluklar, yerleştikleri bölgelerde katı denetimler altında tutulmuştur. Her 10 eve bir askeri gözlemci atanmış ve halkın hareket alanı üç kilometre ile sınırlandırılmıştır. Stalin'in ölümünün ardından, 25 Şubat 1956 tarihinde görevi devralan yeni lider, sürgünün meşru olmadığını resmi olarak ifade etmiştir. Tarihçiler, bu uygulamanın temelinde geçmişteki isyanların cezalandırılması ve Türkiye'ye yönelik planlı göçün engellenmesi amaçlarının yattığını belirtmektedir.