Youth for Climate Türkiye'den genç iklim aktivisti Ela Naz Birdal, iklim kriziyle mücadelede gençlerin karar alma süreçlerindeki temsilini değerlendirdi. Birdal, gençlerin uluslararası zirvelerde yer almasına rağmen söz sahibi olamadığını belirtti.
Birdal, gençlerin iklim politikalarındaki yeterli temsil edilmediğini vurgulayarak, ulusal heyetler içinde oy ve irade hakkı olan resmi delege statüsü kazanılması gerektiğini söyledi. Gençlik katılımının sistemik bütçelerle desteklenmesi ve Gençlik Bildirgeleri gibi metinlerin yasal bağlayıcılığı olan süreçlerin parçası haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
13 yaşından beri iklim mücadelesi verdiğini belirten Birdal, mücadelenin sadece bir çevre sorunu olmadığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle kesişen derin bir sosyal adalet meselesi olduğunu öğrendiğini aktardı. Kadınların ve genç kadınların sahada kurduğu dayanışma ağının, empatiyi, bilimi ve topluluk odaklı dirençliliği merkeze alan en güçlü iklim liderliğine dönüştüğünü söyledi.
Birdal, COP31'de kamunun fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı takvimler koyması, özel sektörün yeşil badanalama yerine temiz teknolojilere yatırım yapması, yerel yönetimlerin iklim-nötr şehir altyapılarını hızlandırması ve sivil toplumun alınan kararların uygulanabilirliği konusunda hesap sorulabilirlik tutması gerektiğini belirtti. Bir zeytin ağacı olmayı istediğini, çünkü kökleriyle geçmişe bağlı, dallarıyla barışı temsil eden ve zorlu koşullarda ayakta kalabilen bir yapıya sahip olduğunu dile getirdi.
Türkiye'deki gençlik iklim hareketinin, ilk okul grevlerinden bu yana iddialı iklim davaları açan, politika metinleri yazan ve yeşil ekonomi araçlarını kullanan hak temelli bir boyuta evrildiğini sözlerine ekledi.